Kasım 20, 2019

Efe ile Nilin Hikayesi.-15

Efe ile Nilin Hikayesi.-15
Kocamı koca vibratörle becerdiğim ve zevkten zevke sürüklendiğimiz o anların tadı damağımda kaldı. Ertesi gün akşam eve gelirken tüy dökücü kremi alır gelir diye bekledim ama baktım hiç oralı olmuyor. Sanırım bana verdiği sözü unutturmaya çalışıyordu.

Ben de gidip marketten kendim aldım kremi… Pazar gününü bekledim. Sabah her zamanki gibi kalktık. Efe banyoya gitti. Duşun sesini duydum. Üzerimdeki geceliği çıkarıp ben de banyoya daldım arkasından… Dolaptan tüy dökücü kremi alıp duşakabini açtım, beni görünce gözlerinin içi güldü,

“Aşkım? Küvette sevişme fantazisi mi yoksa?” diyerek sırıttı. Hoşuna gitmişti köftehorun… Arkamda sakladığım kremleri gösterdim ona,

“Hayır canım… Benim kılsız tüysüz erkek fantazim… Bana söz vermiştin, unuttun mu?” Gözlerini belertip elini hayır anlamında sallamaya başladı,

“Yooo… Hayır… Yapma bunu bana… Buna izin veremem. Hayır…” dedi.

Fakat ben kararlıydım. Altından girdim, üstünden çıktım, önünü yaladım, arkasını okşadım, kocamı ikna ettim. İki tüp kremi bütün vücuduna sürmeye başladım.

Bir saat kadar sonra yatak odasındaydık. Boy aynasının önünde durmuş, kocamın nasıl göründüğüne birlikte bakıyorduk. Pipisinin üstü hariç, bir tane bile kıl tüy kalmamıştı bedeninde… Pırıl pırıl parlıyordu. Kasık kıllarını da ben özellikle bırakmıştım, sikinin dibinde, bir tutamcık… İçime soktuğunda klitorisimi gıdıklaması için…

“Ne yaptın bana Nil?” dedi suratını asarak… “Aynı kadın gibi oldum. Rezalet valla… Biri görecek olsa…” Arkasında duruyor, aynada kocama bakıyordum. Gülerek arkasından sarılıp göğsünü, karnını, önünde dikilen pipisini okşadım,

“Saçmalama canım… İkimizden başka kim görecek seni? Hadi, al giy şunları…” diyerek yatağın üzerine hazırladığım giysileri gösterdim. Benim ince askılı bustiyerim, dantelli siyah transparan bir külodum, dantelli kırmızılı siyahlı jartiyerim ve bir çift ince siyah jartiyer çorabım.

“Mmmm… Güzelmiş…” dedi. “Yine beni vibratörünle becerecek misin yoksa?”

“Hayır… Gezmeye gidiyoruz. İçine bunları giyeceksin.”

“Saçmalama Nil…” diyecek oldu,

“Sözümü kesme… Giyeceksin. Ben de şu eteği kısa, mini elbisemi giyeceğim. Ama benim içimde hiç bir şey olmayacak. Çırılçıplak… Sadece ince dantel elbisem… Alışveriş merkezine gidiyoruz. Alış veriş yapacağız. İtiraz istemiyorum. Başla…”

“Nil… Sen çılgının tekisin karıcım…” dedi kocam… İstemez görünmesine rağmen fikrimin ona cazip geldiğini, daha şimdiden tahrik olduğunu biliyordum.

“Bebeğim, kimse senin içinde string külot, jartiyer, kadın çorabı olduğunu bilemez ki… Ben daha tehlikedeyim. Biraz dikkatli bakan, benim içimde hiç bir şey olmadığını, çıplak olduğumu görebilir. Hadi, benden daha cesur olduğunu göster bana kocacım…” Giyeceğim elbiseyi alıp şöyle bir havaya kaldırdı,

“Ooo… Gerçekten hem kumaşı incecik dantel, hem de çok kısa Nil… Bunu giymeye kararlı mısın? Hem de içinde bir şey olmadan? Erkekler her yerini görecekler bunu giyersen…” Sarılıp dudaklarından öptüm kocamı… Bir anda sertleşen sikinin kasıklarıma battığını hissettim.

“Ohh… Evet canım… Çok kararlıyım… Karını görsünler istiyorum. Bugün teşhir günü… Hadi, yaramazlık yapalım biraz… Önümüze çıkanı azdıralım ikimiz beraber… Erkekler bana bayılsın, bana baksınlar, beni istesinler istiyorum. Hadi aşkım… Bekletme beni… Çok heyecanlıyım…”

“Delisin sen… Valla delisin…” dedi ama, isteğimi de yerine getirmeye başladı. Bir güzel iç çamaşırlarımı giydi. Jartiyerini taktı, ince siyah çorapları tek tek giydi bacaklarına geçirdi. Jartiyerin çıtçıtlarıyla çorabın dantel kısmını tutturdu. Gerçekten yüz kısmını saymazsak, pırıl pırıl bir genç kadın olmuştu.

“Harika oldun kocacım… Hadi şimdi de üstüne pantolon gömlek geçir bakalım. İçindeki kadını saklayalım, görmesinler.”

Ben de yatağın üstündeki siyah tül ve dantel karışımı elbiseyi geçirdim üstüme… İçim neredeyse olduğu gibi görünüyor, sadece çiçek şeklindeki danteller biraz örtmeye çalışıyordu çıplaklığımı… Göğsü, ön ve arkama denk gelen kısımlar biraz daha koyu yapılmış, kısmen oralarımı örtüyordu elbise… Ama dediğim gibi, göreni tekrar baktıracak cesur bir kıyafetti.

Alışveriş merkezinde Efe’nin kolunda salına salına dolaşırken biraz pişman olmaya, yaptığımızın iyi bir fikir olup olmadığını sorgulamaya başladım. Efe de aynı şekilde düşünüyor olmalı, yanımda homurdanıyordu sürekli…

Daha yeraltı otoparkında arabadan indiğimiz andan itibaren üst katlara çıkana kadar, bütün erkeklerin bakışları bana takılıyor, yanımızdan geçip gidene kadar, yanımdaki erkeğe aldırmadan, delici bakışlarla beni baştan aşağıya süzüyorlardı. Yürüyen merdivenlerde bizim tersimize aşağıya inen bir delikanlı yukarıdan itibaren beni süzdü, yanımızdan geçerken neredeyse içime düşecekti. Geçip gittikten sonra benimki tısladı,

“Yuh, yatırıp sikseydin bari…” dedi dişlerinin arasından kocam… “Yanında kocası var ulan ibne…” Kolunu sıkıp,

“Sakin ol canım…” dedim. “Ama hoşuma gitti bakışları… Nasıl sikecek gibi bakıyorlar değil mi?”

“Yavrum, sen de böyle giyinirsen bakarlar tabi… Neredeyse çıplak geziyor gibisin… Üstündeki şey varla yok arası…”

“Aman, boş ver hayatım… Üstüme atlayacak halleri yok ya… Hem yanımda sen varsın. Bir şey olmaz. Beni korursun.” Güldüm sonra, “Gerçi altındaki jartiyeri, dantelli tangayı görseler, pek korkmazlar ama…”

“Uff.. Nil… Nasıl giyiyorsun bu külodu aşkım? Ağı götümün arasına giriyor yaa… Huylanıyorum…”

“Ben de huylanıyorum giyince kocacım… Dudakların arasına bir giriyor, düzeltene kadar mahvediyor beni… Ama kendimi çok seksi hissediyorum böyle giyinince…”

“Peki, külotsuz dolaşmak nasıl? Şu sana bakan herif altında külot sütyen olmadığını anlamış mıdır? Ondan mı bakıyor sana sikecek gibi?”

“Belki de… Hoşuna gidiyor mu karına sikecek gibi bakmaları kocacım?”

“Eh, gitmiyor desem yalan söylerim. Öyle güzel, öyle seksi kadınsın ki… Kolumda olduğun halde bakmaları gururlandırıyor beni…”

“Ah sen yok musun? Aşkım, şu kafenin masasına oturayım da bir resmimi çek benim, bugünün anısı kalsın…” dedim.

Kocam telefonun kamerasını bana doğrultup netlik ayarı yaparken etrafa bakındım, pek kimsenin bakmadığına emin olunca eteğimi kaldırıverdim. Kocam kafasını kaldırıp bana baktığında şaşırdı. Eteğimin altından çıplak amımı, küçük bir kalp biçiminde şekilli kestiğim kıllarımı olduğu gibi görüyor olmalıydı. Kaşlarını çattı, etrafına bakındı.

“Hadi…” diye seslendim. “Biri görmeden çek beni…”

Arka arkaya fotoğraf çekerken poz poz resim verdim kocama, sonra eteğimi indirdim. Yaramaz çocuklar gibi kocamın yanına gidip yanağından öptüm,

“Hadi gel aşkım… Bana ayakkabı bakalım, ne dersin?”

“İşte bunu bekliyordum senden… Zavallı adamlara külotsuz amcığını göstereceksin sanırım.”

Dayanamayıp bir kahkaha attım. Ortalığı çınlatan şuh kahkahamı duyanlar dönüp bize baktılar. Onlara aldırmadan kocamın koluna girip ayakkabı mağazasına doğru yürüdüm.

İçeriye girdik, ayakkabılara bakındık. Efe için siyah bir makosen, kendime de ince yüksek topuklu bir ayakkabı beğendik. Bizim ayakkabı baktığımızı gören gençten bir delikanlı yanımızda bitiverdi. Ayakkabılarla ilgili bir sürü laf kalabalığı yaparken kocamla göz göze geldik.

Soran gözlerle bakıyordum kocama, izin istercesine… O da belli belirsiz omuzlarını silkti, ne halin varsa gör gibisinden… Az sonra dip tarafta, ikili bir deri koltuğa yanyana oturmuş bulduk kendimizi… Delikanlı da beğendiğimiz ayakkabıların değişik modellerini önümüze koymakla meşguldü.

“Abi, şunu deneyelim, ayağınıza çok yakışır” diyerek kocamdan başladı önce… Kocam dudaklarını ısırıp bana baktı, ağzının kenarıyla,

“Unutmuştum ben…” diye fısıldadı. “Çorap…”

Daha ben ne olduğunu anlamaya çalışırken çocuk kocamın ayakkabısını tutup çıkarıverdi. Bir an dondu kaldı. Benim de jetonum düştü. Kocamın ayaklarındaki incecik siyah bayan çorabı şaşırtmıştı onu…

Omuzlarını silkip kendine gelen delikanlı, Efe’ye bir kaç model gösterip giydirirken gözleri de yan yan benim bacaklarda geziniyordu. Sonunda bir tanesini beğenip ayırttık. Sıra bana gelmişti.

O ana kadar bitişik tuttuğum bacaklarım, uzatılan ilk ayakkabıyı giymek için aralandı. Elbisemin minicik eteğinin açılan yerlerimi kapatması imkansızdı. Çekiştirip kapatmak ister gibi yapıp tam aksine, iyice açtım eteğimi… Oğlan benim kukuyu tabak gibi karşısında görünce kızardı biraz… Kocama baktı. Oğlanın kendisinden çekindiğini anladı,

“Ben biraz spor ayakkabılara bakayım.” diyerek kalktı benim anlayışlı kocam… Bizi yalnız bıraktı. Şimdi ortam daha bir rahatlamış, ısınmıştı. Ayağımdaki eski ayakkabımı yavaş hareketlerle çıkarıp ayağımı eline aldı.

“Ayağınızda çorap yokmuş hanımefendi… İsterseniz denemek için size çorap…” derken sözünü kestim. Kısık bir sesle,

“Gerek yok…” dedim. “Çıplak giyiyorum ben… Gördüğün gibi…” Bacaklarımı biraz daha araladım, daha iyi görmesi için… Yutkundu, gülümseyerek,

“Evet…” dedi sonra… “Kocanızın aksine, siz çorap giymiyorsunuz.” Güldüm ben de,

“Evet, bugün biraz yaramazlık yapalım dedik. Benim çorabımı o giydi, ben çorapsız geziyorum.” Durdum, ilave ettim sonra sesimi alçaltarak, “Hatta bir sır vereyim, çamaşır da giymiyorum içime…” Kırmızı ojeli tırnaklarımı bacaklarımın içinde gezdiriyordum bu arada, eteğimin altına girmiş, bacaklarımın iç taraflarını okşuyordum. Görüntünün altını kırmızı kalemle çiziyordum görmesi için…

“Off… Evet hanımefendi… Sırrınızı gördüm ben de… Gerçekten külot yok altınızda… Çok güzel sırrınız var.”

“Boş ver hanımefendiyi… Nil ben…” Elimi uzatınca o da elini uzattı, ellerinin arasına alıp tuttu elimi… Önümde diz çökmüş vaziyette, eli elimde…

“Ben de Kemal… Memnun oldum Nil…”

Elimi kurtarıp arkaya yaslandım. Etrafa bakındım. İleride, rafların arkasından bizi dikkatle izleyen kocamdan başka gören yoktu. Bacaklarımı biraz daha araladım. Şuh bir sesle,

“Gerçekten memnun oldun mu Kemalcim? Sırrım gerçekten güzel mi?” diye sordum.

“Hem de çok güzel Nil… Harika görünüyor.” dedi. Elini pantolonun önüne götürüp sertleşen sikini rahatlatmaya çalıştı. Sonra da ayağımı tutup okşamaya başladı. Kaldırıp dizine koydum ayağımı… Elleri okşayarak santim santim yukarıya çıkmaya başladı.

“Mmmm…” diye inledim. “Yapma canım… Islanıyorum… Altımda külot yok biliyorsun. Koltuğun su içinde kalır sonra…”

“Benimse altımda külot var Nil ve içindekini sıkıyor artık, sertleştim iyice… Beni bitirdin sen…” Güldüm,

“Sen de beni bitirdin. Gözlerinle yedin bitirdin hem de… Şimdi de bacaklarımı okşuyorsun. Tahrik etme beni canım…”

Dizlerime kadar yükselen elleriyle bacaklarımı okşarken, bize bakan kimse var mı diye etrafı kolaçan etti Kemal, kocamın bize baktığını gördü. Bana dönerek,

“Kocan bakıyor Nil?” dedi, elini çekti bacağımdan… Tedirgin olmuştu.

“Korkmana gerek yok canım.” dedim. “Eğitildi o… Ayağındaki çorabı gördün sen de…”

“Evet, gördüm.” Gülüyordu bunu söylerken…

“Sadece çorap yok içinde… Benim şeffaf tanga külodum var, bustiyerim var, jartiyerim var… Zevk aldığı için bize bakıyor o… Rahat ol sen… İşine bak…”

“Çok ilginç bir karı kocasınız siz…” diyerek tekrar elini bacağıma götürdü. Ayağımı kaldırıp kucağına koydu. Yavaş yavaş, fakat tutkuyla bacaklarımı okşamaya koyuldu. Çıplak ayağımın altında Kemal’in sertliğini hissedebiliyordum. Ayak parmaklarımla bastırdığımda dudaklarını ısırıp inledi,

“Ohhh… Yavaş bebeğim… Yavrunun canını yakma…. Beni de mağazanın ortasında boşaltıp pantolonumu kirlettirme, dikkat et…”

“Yavru biraz büyükçe galiba Kemal…” dedim dudaklarımı ısırarak, parmaklarımın ucuyla sikinin boyutlarını hissetmeye çalıştım. Yine inledi,

“Ohhh… Yirmi santim filan… Biraz kalınca… Ama biraz daha oynarsan boşalıp küçülecek.”

“Hadi yaa… Bizimki on santim, biliyor musun? Ama önemli değil, vibratör kullanıyoruz sevişirken…”

Kendime inanamıyordum. Ayakkabı mağazasının bir köşesinde elin tanımadığım bir yabancısına her yerimi, en kuytu yerlerime kadar sergilediğim yetmiyormuş gibi gizli kalması gereken yatak sırlarımızı da anlatıyordum. Hem de kocam biraz uzaktan bizi izlerken… İnanılmaz tahrik olmuş durumdaydım.

“Canım benim… Vibratöre gerek yok. Benim yirmi santim seni her türlü doyurur.”

“Nasıl olacak Kemal? Bu kadar insanın içindeyiz. Kocam da var üstelik…”

“Arkada bir odamız var, dinlenmek, sigara içmek için kullanıyoruz. Kocanı da merak etme bence Nil… İçinde jartiyerle gezen adamdan zarar gelmez sana bana…”

Söyledikleri güldürdü beni… Kahkaha patlattım istemeden… Kocam etrafına endişeyle bakınarak geldi, vaziyetimizi uzaktan görüyordu zaten…

“Karıcığım, ne yapıyorsun? Dikkati çekmeye başladın. Ne bu kahkahalar?”

“Canım, Kemal çok komik biri… İstemeden gülüyorum, elimde değil… Ne diyor biliyor musun?” Merakla bize baktı kocam,

“Ne diyor?”

İyice yayıldım koltukta, bacaklarımı ayırdım. İki erkek de bacaklarımın arasına bakıyordu. Onların bakışları, Kemal’in okşamaları… Islanmıştım. Deri koltuğa sızmıştı sularım… Sanki işemişim gibi ıslaktı deri…

“Arkada bir odaları varmış. Oraya gidelim diyor. Ne dersin kocacım?”

“Emin misin karıcım? Bunun dönüşü yok, bilmen gerekir.” Kemal atıldı,

“İlk defa mı deneyeceksiniz abi? Merak etme, ben sağlam adamım, sır çıkmaz benden… Daha önce de tecrübem var.” Yalvarırcasına baktım, ayağa kalkıp kocamın beline sarıldım.

“Hadi aşkım… Biliyor musun, tam yirmi santimmiş Kemal’in şeyi… Ne olur Efe… İzin ver bana… Bırak, gideyim, tadına bakayım. Sen de gel yanımıza istersen. İçin rahat olsun diye…”

Kemal’in yanında kendini ağırdan satıyordu piç, oysa bir an önce gitmek için can atıyordu, biliyordum. Kemal cebine davrandı hemen, bir anahtarlık çıkardı.

“Efe abi, sen önden git istersen… Şurada, dipteki kapı… Usulca çaktırmadan odaya gir, bak… İçin rahat etsin. Biz de teker teker geliriz, sen kapıyı açarsın bize…”

Efe bir ona baktı, bir bana… Sonra titreyen elleriyle uzatılan anahtarlığı aldı, dönüp arka tarafa doğru yürüdü, gitti. Kemal elimi tuttu,

“Pişman olmayacaksınız Nil… Seni mutlu ederim, merak etme canım…” diyerek elimi dudaklarına götürüp öptü. İçim bir hoş olmuştu.

“Hadi, biz de gidelim, dayanamıyorum artık…” dedim.

“Sen git, ben arkandan en son gelirim.” dedi. “Arkadaşa sigara içmeye gittiğimi söyleyeyim, haberi olsun.”

Sabırsızlıkla elimi çektim, ben de arkaya doğru geçtim. Bulutların üstünde yürür gibiydim. Kapının önüne gelince etrafıma bakındım. Kimse yoktu, Kemal bakıyordu sadece… Ona göz kırpıp kapıyı tıkladım yavaşça, açılan kapıdan içeriye süzüldüm. Kocam beni bekliyordu kapının arkasında, heyecanlıydı, sımsıkı sarıldı bana… Dudaklarımı öperken,

“Ohh… Nil… Nil… Doğru mu yapıyoruz aşkım?” diye inledi. Ben de onu öptüm,

“Aşkım, çok konuştuk bunları daha önce… Hayalini kurduk. Bırak gerçeğe dönüştürelim. Elimizdeki fırsatı kullanalım. Bizim çevremizden değil, tanımaz, etmez. Bir deneyelim. Hoşuna gitmezse bir daha yapmayız.”

Kemal gelene kadar diller döktüm kocama, öptüm, okşadım. Pantolonun kemerini, fermuarını açıp pantolonunu dizlerine indirdim. Tanga külodun üstünden sertleşmiş pipisini okşadım. Kemal kapıyı açıp içeriye girdiğinde hala o vaziyetteydik, sımsıkı sarılmış, öpüşüyorduk kocamla…

“Ooo…” dedi, parlayan meraklı gözleri kocamın alt tarafına dikilmiş bakıyor… Çoraplı bacaklarına, tanga küloduna, jartiyerine… “Siz başlamışsınız bile…”

Kocamı bıraktım, ona baktım.

“Son olarak ikna etmeye çalışıyordum Efe’yi…” dedim.

“Senin seksi iç çamaşırlarını giydiğine göre Efe ikna olmuş bile… Hele senin bu şeffaf minicik elbiseyi çırılçıplak giymene izin verdiyse… Gelsene yanıma Nil. Biz de başlayalım canım…”

“Ben bunları giyerken, karıma elbiseyi giydirirken bambaşka şeyler planlamıştım Kemal bey…” dedi kocam… Sesinde biraz kırgınlık vardı sanki… “Oyun gibi gelmişti bana… Karım teşhircilik yapacak, tahrik olacaktık. Eve gidip sevişecektik. Sen hesapta yoktun.”

Kocamın kollarından ayrılıp Kemal’in kollarına atılırken, Efe sap gibi kalakalmış, ters ters konuşuyordu. Kıskanmaya mı başladı ne? Benimse onun iç dünyasıyla uğraşacak ne sabrım, ne de vaktim vardı. Kemal’in açılan kollarının arasına girip beline sarılmış vaziyetteydim. Sinirlenerek,

“Eee… Yeter ama Efe…” dedim. “İndir bakayım şu tanga külodunu, sikini göster bize…”

Gereğinden fazla sert çıkan seslenmem karşısında bocalayan Efe dediğimi yaptı. On santimlik canavar dikilmiş vaziyetteydi önünde… Kemal şaşırmış, alaycı bir ifadeyle kocamın pipisine bakıyordu. Uzanıp dudaklarından öptüm,

“İşte zavallı kocamın, minnacık pipisi aşkım… Ben bununla idare etmeye çalışıyorum.” Kocama döndüm, “Eve gidip beni bununla sikecektin öyle mi? Şimdi seninkini görelim Kemal… Çıkar sikini ve bize göster.” dedim.

Önümde diz çöktüğünden bu yana sikinin sertleştiğini söyleyen Kemal, fermuarını açtı, canavarını dışarıya çıkardı. Dışarıda yalan söylememişti. Gerçekten yirmi santimlik bir canavar vardı önümde… Nefis bir şeydi. İrice başı, kalın ve damarlı gövdesiyle güzel bir erkeklik aleti…

“Görüyor musun kocacım? Erkek dediğin böyle olur.”

Elimi yumruk yapıp sikin gövdesiyle yan yana getirdim. Benim ince narin bileğimle aynı kalınlıktaydı Kemal’in siki… Kocama gösterdim bunu… Sonra da tuttuğum gibi, başından başlayarak dibine kadar dilimle fethetmeye başladım o güzel siki…

“Ohhh…” diye inledi Kemal… “Çok güzel bebeğim…” diyerek saçlarımdan tuttu. Ben dilimle sikinin her tarafında gezindikçe, o da uzun sarı saçlarımı parmaklarıyla tarar gibi yapıp okşuyordu sürekli… Yaladım, emdim, boğazıma kadar almaya çalıştım. Taşaklarını okşayıp yaladım.

Efe de söylenmeyi kesmiş, benim çok iyi yapmaya çalıştığım, kendisine de mükemmel uyguladığım oral seks becerilerimi izliyordu birebir… Elini sikine attı, okşamaya başladı. Bu arada, Kemal daha fazla dayanamamış olmalı ki,

“Oh, yeter bebeğim…” diyerek kollarımdan tutup kaldırmaya çalıştı beni… “Seni gördüğüm andan beri dolmaya başladım, hemen boşaltma beni…”

Ayağa kaldırdı, ıslak ağzımla dikilip ona baktım. Kolumdan tutup odanın bir köşesinde, üzerinde bir iki ayakkabı kutusu, ıvır zıvır bulunan masaya sürükledi beni…

“Domal şu masaya bebeğim…” dedi istekle… “Bacaklarını aç…”

Polislerin üst araması yapar gibi arkama geçti. Dantel elbisemin üstünden memelerimi avuçladı, sikini kalçalarıma dayadı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort eryaman escort sakarya escort